Tacar Tekne

Denizle kurulan bağ, kimi hayatlarda bir meslek olmanın ötesine geçer; zamanla bir
kültüre ve kuşaktan kuşağa aktarılan bir hafızaya dönüşür. Tacar Tekne’nin kurucusu Vedat
Fikret Tacar’ın hikâyesi, bunun en güzel örneklerinden biridir. Bu hikâye, geleneğin içinden
gelen bir ustalığın, modern zamanların üretim biçimleriyle kurduğu kalıcı ilişkiyi
anlatmaktadır.

Vedat Fikret Tacar, 1931 yılında İstanbul’da doğar. Denize olan tutkusu, “Mehmet Amca” diye
andığı İnebolulu Mehmet’in teknesiyle Boğaz’daki gemilere kumanya taşıdığı yıllarda
başlar. Teknecilik mesleğini, bu işin okulu sayılan Ayvansaray’da, dönemin en tanınmış
ustalarından Fazıl Usta’nın yanında öğrenir. Burada, “saray teknesi” diye de bilinen oymalı
tekneleri yapar. Bu yıllar, hayatının yönünü tayin edecek mesleğin, yavaş yavaş ete kemiğe
büründüğü zamanlardır.

“Eskiden Ayvansaray’da ahilik geleneği varmış. Belli bir olgunluğa gelmiş bir çırak için ustası
ve komşuları toplanarak bir araya gelir, çırağa destur verilir, çırak ustanın elini öper ve kalfa
seviyesine geçermiş, yevmiyesi de ona göre artarmış. Bu tören Cuma günü namazdan sonra
yapılır, çırak ustası ile helalleşir, oranın esnafı da şahitlik edermiş.”


Gelenekte ustanın olduğu yerde işyeri açılmaz. Askerlik sonrasında kendi yerini açma
arayışına girer. 1954’te Mudanya’da açtığı atölye bu arayışın karşılık bulduğu ilk mekân olur.

Mudanya Dönemi


Mudanya’daki atölyesinde ağaç sandallar ile balıkçı ve gezi tekneleri üretmeye başlar.
Resme olan yeteneğiyle tekne yapımındaki ustalığı birleştiğinde, özgün tasarımlı tekneler
ortaya çıkar.

“Mudanya’da şehir merkezindeki hastanenin karşısında olan ve üzeri otel olan
dükkânında üretilen ağaç kayıkların denize indirilmesi sırasında elektrikler
kestirilir, tekne caddeden karşıdan karşıya geçirilirmiş.”

Kriz zamanlarında, ayakta kalabilmek için farklı yollar dener. Balıkçı teknesinin arkasına
sandalları, kotraları peş peşe bağlayıp İstanbul’a, Boğaz’daki yalılara satmaya götürür.
Mudanya’dan çıkar; Armutlu’dan doğru Bozburun denilen burnu dönüp Boğaz’a girer, yalı
önlerinde ve çekek yerlerinde satış yapar.

1958 ekonomik krizi patlak verdiğinde, tekne satışları bir süre durur. Bu dönemde Fikret
Tacar, kenarları geçmeli, çivisiz, zarif çeyiz sandıkları yapar. Tekne işleri açılıncaya kadar,
Cideli ve Alaplılı gurbetçi dükkân çalışanlarının haftalıklarını, çifter çifter yaptığı bu
sandıklarla çıkarır. Ceviz ağacından yaptığı elbise dolabı, oymalı sehpalar, köşe rafı ve
kapağı kuş oymalı dikiş kutusu bugün hâlâ firmada birer hatıra olarak saklanmaktadır.

Tekne yapımında kullanacağı ağaçları almak için tekneyle Karacabey’e gider; Çapraz Çay’a
girip teknesini bağlar. Ağaç depoları burada, deniz kenarındadır. Ardından Boğaz mevkiine
geçer ve Longoz Ormanları’nın içinden geçen patikayı izleyerek Karacabey Yolu’na çıkar;
merkeze ulaşmak ve işlemleri yapmak için Orman İdaresi’ne tam altı saat yürür. İşlemler
tamamlanıp ağaç parasını yatırdıktan sonra teknesine geri döner; yüklettiği ağaçları
Mudanya’daki dükkânına getirir.

“Fikret Tacar, yine bir gün balıkçı teknesiyle İstanbul’a gider. Dönüş günü hava patlar,
ev halkı ve çalışanları merak içinde kendisini bekler. Akşam ezanı için minareye
çıkan müezzin uzaktan teknenin geldiğini görür ve ‘Fikret geliyor, Fikret geliyor’ diye
anons eder. Bütün Mudanya sakinleri sahile toplanır; sevinç göz yaşları ile kendisini
karşılar ve tekneyi el birliği ile, kendisi de içindeyken tutup kaldırarak karaya
çekerler; böylece karaya vurup parçalanmasını önlerler.”

Mudanya yılları; ustalığın pekiştiği, dayanıklılığın sınandığı ve kriz anlarında farklı üretim
yollarının denendiği bir dönem olur.

İzmir Dönemi

İşini geliştirme arzusuyla ve İzmir Fuarı vesilesiyle kurulan yeni ilişkilerin etkisiyle, 1963
yılında İzmir’e taşınır. Turan’a -o dönemin tekne üretim bölgesine- üretim eşyalarını 10
büyük kamyonla getirir. Geldiği yıllarda İzmir’de tekne üretimi sınırlıdır; çekek yerleri ve
atölyeler, günümüzde Sahil Güvenlik Komutanlığı’nın önü olan Bayraklı Turan
bölgesindedir.

Turan Yılları

Turan’da o yıllarda, İzmir’in ilk tersanesi sayılabilecek Mahmut Usta Tersanesi vardır.
Bölgede bugün artık faal olmayan Muhittin Usta, Kayıkçı Mehmet Usta gibi isimlere ait
yerler de bulunmaktadır.

Mahmut Usta Tersanesi’nin hafızalarda yer eden bir başka yönü de, Mahmut Usta’nın
Atatürk’ün annesi Zübeyde Hanım’ın mezarındaki kayayı dağdan getiren kişi
olmasıdır

İzmir’e yerleşmesinden sonra firma kimliği de belirginleşir: 1968 yılında 425 sicil numarası
ile İzmir Ticaret Sicil Memurluğuna tescil edilen firma, İzmir’e olan bağlılığını logosunda
yer verdiği İzmir adıyla görünür kılar.

Vedat Fikret Tacar’ın tasarladığı bu logoda, ilk bakışta bir taç görülür; taç aynı
zamanda bir sandalı simgeler. Sağ ve sol uçlardaki noktalar teknenin içindeki
yolcuları, “tacar” harflerinin akışkan formu ise sandalın ilerlerken ardında bıraktığı
dalgaları temsil eder.

O zamana dek ağırlıkla ahşap tekne üreten Fikret Tacar, Avrupa fuarlarında o yıllarda yeni
yeni görülmeye başlayan fiberglas tekneleri ve yeni malzemeleri yakından izlemeye başlar.
Polyester ve cam elyaf örnekleri bulur, denemeler yapar. Aynı dönemde İzmir’de kurulu
Dewilux Fabrikası polyester üretimine başlar; Tacar da Türkiye’nin ilk fiberglas teknesini
üretir.

Fiberglastan ürettiği ilk tekneler, yelken kulüpleri için imal edilen Finn ve Snipe türü
teknelerdir. Bu teknelerden ilki olan Finn, 1965, 1966 ve 1967 yıllarında Türkiye Şampiyonu
olur.

Bir yandan ahşap üretimi sürdürürken, bir yandan da 3 metre boyunda polyester sandallar
ile 4–4,5 metre boyunda sürat teknesi modelleri üretmeye başlar. Bu yeni malzemenin
kabul görmesi zaman aldığından, uzun yıllar ahşap ve fiberglas temelli üretimi birlikte
sürdürür.

1978 yılında üç kat çapraz yapıştırma tekniğiyle 19 ve 20 metre uzunluğunda iki yat inşa
eder. Günümüzde de ahşap tekne yapımında geçerliliğini koruyan bu teknikle üretilen
yatlardan biri İngiltere’ye ihraç edilir; diğeri ise İzmir’de yaşayan İngiliz sahibine teslim
edilir.

Tacar Tekne’nin “ilkleri”

  • Türkiye’de ilk polyester filika üretimi
  • Askeriyeye yönelik çıkarma tekneleri üretimi
  • Türkiye’de ilk fiberglas tekne üretimi

Bu dönemde Fikret Tacar, yurtiçi ve yurtdışı fuarlara katılır. İzmir’de tekne sanayisinin
geliştiği 1990–2000 yılları arasında İzmirli tekne imalatçıları adeta bir çıkarma yaparcasına
İstanbul’daki fuarlara katılmakta; tekneler İzmir–İstanbul arasında çalışan feribota
yüklenerek fuar alanlarına taşınmaktadır.

İAOSB Yılları

Turan bölgesini de kapsayan “İzmir Yeni Kent Merkezi Planı”nın hayata geçirilmesiyle
birlikte bölgede yüksek katlı yapılar, rezidanslar, oteller ve yat limanı planlamaları
gündeme gelir; fabrikalar ve atölyeler kaldırılır. Bunun üzerine Fikret Tacar, imalatını
Çiğli’de bulunan İzmir Atatürk Organize Sanayi Bölgesi’ne taşır ve çalışmalarını burada
sürdürür.

İmalatı İAOSB’ye taşıdıktan sonra ihracata önem verir. Kompozit malzeme ön plana çıksa
da yurt dışı pazarlarında ilgi gören ve karşılık bulan “ağaca övgü” adını verdiği ahşap
tekneleri üretmeyi sürdürür.

Fikret Tacar, çalışma hayatı boyunca birçok yeniliğe imza atan, ileri görüşlü bir girişimci
olarak anılır. Ege Bölgesi Sanayi Odası tarafından, taşıt sanayi meslek kolunda en yüksek
ihracatı gerçekleştiren üçüncü firma olarak başarı belgesine layık görülür. Bu süreçte,
dünyanın birçok ülkesine ihraç edilmek üzere ağaç teknelerin yanı sıra motor yatlar,
paraşüt tekneleri, spor tekneler, özel üretim ambulans tekneleri ve balıkçı tekneleri üretir.

Öz kaynaklarıyla büyüyen ve birçok kriz dönemini atlatmayı başaran firma, Mudanya
döneminde başlayan “kriz zamanlarında alternatif işler geliştirme” geleneğini sürdürür. Bu
girişimlerden biri de Amerika pazarı için üretilip satılan, motorlu, üç tekerlekli eğlence
amaçlı bir taşıt olur: 1998 yılında üretilen, arkasında bagajı bulunan bu kullanışlı model
doğrudan Amerika’ya ihraç edilir.

Tekne sektörü göle benzer
Fikret Tacar’ın oğullarından Mehmet Emin Bey’in ifadesiyle: “Tekne sektörü göle
benzer; gölden su çekilirken önce bu sektörden çekilir, kriz bittikten sonra ise göle su
dolarken en son buraya sıra gelir.”

Ömrünü denize ve denizciliğe adayan Fikret Tacar, 2025 yılında aramızdan ayrılmıştır.
Bugün Tacar Tekne’nin yönetiminde oğlu Sabri Tacar, kızı Şükran Tacar ve torunları
bulunmaktadır. Geleneksel ustalık bilgisini modern üretimle birlikte yaşatan firma,
İzmir’de yetmiş yıla yaklaşan birikimiyle çalışmalarını sürdürmektedir.

Küçük bir ayrıntı
Kurulduğu yıllarda dört haneli 80 69 olan telefon numarasının, yapılan eklerle bugün
hâlâ kullanılmaya devam etmesi, Tacar Tekne’nin sürekliliğini gösteren küçük ama
anlamlı bir ayrıntıdır.

İletişim Formu

Paylaş

X'de Paylaş
Facebook'ta Paylaş
WhatsApp'ta Paylaş